
HAYVANSAL GIDALARDAKİ ANTİBİYOTİK VE HORMON
KALINTILARININ İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE OLASI ETKİLERİ VE YASAL DÜZENLEMELER
Hayvancılıkta
antibiyotikler; hastalıkların sağıtımı ve hastalıklardan koruma amacıyla yaygın
olarak kullanılmaktadır. FAO (Gıda ve Tarım Örgütü) raporlarına dayanarak
hazırlanan yayınlarda hayvanların
%80’inin yaşamlarının belli dönemlerinde veya tamamında, tedavi
esnasında, içme suları ve yemleri ile bu tür ilaçları aldıkları
belirtilmektedir.
Veteriner ilaçları ve
hayvan yetiştiriciliğinde kullanılan katkı maddeleri, Veteriner Hekimliği ve
hayvan yetiştiriciliğinin önemli ihtiyaçlarından biridir. Ancak, yetkisiz
kişilerin bilinçsiz ve yasal olmayan ilaç kullanımları yanısıra hastalıklara
karşı antibiyogram yapılmadan verilen yetersiz ilaçlar, hastaları
iyileştirmediği gibi dirençli bakteri populasyonlarının da ortaya çıkmasına
neden olabilmektedir.
Alınan ilaçlar başta
böbrek ve karaciğer olmak üzere çeşitli organ ve dokularda birikmektedir.Böyle
ürünleri tüketen insanlarda üründeki antibiyotik çeşit ve miktarına bağlı
olarak hafif alerjiden başlayıp anafilaktik şoka kadar gidebilen, olumsuz etkiler gözlenmiştir. Yine bilinçsiz
antibiyotik kullanımının besin endüstrisinde üretim hatalarına yol açtığı
bildirilmektedir. Bilinçsizce antibiyotik kullanımının, üretimde yol açtığı bu
zararların önlenebilmesi amacıyla WHO (Dünya Sağlık Örgütü), FAO (Gıda Tarım
Örgütü) ve JECFA (Gıda Katkı Maddeleri Düzenlemeleri Birleşik Komitesi)
tarafından yapılan çalışmalarda değişik yöntemler uygulanarak her bir ilaç için
bulunmasına izin verilen en fazla miktar (Maximum Residue Limit, MRL) ve yasal
bekletme süreleri tespit edilmiştir.
Türkiye’deki
hayvancılık işletmelerinde gerek sağıtım ve koruma amacıyla, gerekse verimi
artırma düşüncesiyle antibiyotikler yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle
kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanan çiftliklerde
tetrasiklinlerden; tetrasiklin, oksitetrasiklin ve klortetrasiklinin, tavuk eti
ve tavuk karaciğerlerindeki kalıntı varlığının
araştırılması gerektiğini önemsiyorum.
ANTİBİYOTİKLER
Hayvanlarda sağıtıcı, koruyucu ve
semirtici amaçla kullanılan ve hayvansal ürünlerde kalıntı bırakan farmakolojik
etkili maddeler, organizmada tam metabolize olmadıkları ve tam olarak
atılmadıkları için tüketicilerin sağlığını sürekli ve hatta yaşam boyunca
olumsuz etkilerler. Çoğu ülkelerde, farmakolojik etkili maddelerin kullanımı
ile ilgili yönetmelikler bulunmaktadır. Örneğin, kesilecek kasaplık hayvanlara
5 gün önce antibiyotik ve benzeri ilaçlar verilmez. Aynı şekilde antibiyotik
tedavisine maruz kalmış hayvanların sütleri bu süre içinde tüketilemez.
Farmakolojik
etkili maddelerden en önemlisi antibiyotiklerdir. Bunlar, hayvanlarda sağıtım
amacıyla, koruyucu olarak ve kilo artışı sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Bu
antibiyotiklerin organizmadan atılma süreleri dikkate alınmadığı zaman
hayvansal orijinli besin maddelerinde kalıntı (rezidü) bırakırlar.
Antibiyotiklerin gelişi güzel kullanılması, aşağıdaki riskleri meydana
getirebilir .
Antibiyotiklerin Olumsuz
Etkileri,
1.
Mikroorganizmalarda, özellikle patojen olanlarında direnç oluşturabilir.
2.
İnsanlarda antibiyotik alerjisi oluşturabilir. Penisilin ile mastitis tedavisi
gören ineklerin sütlerini içen penisiline duyarlı kişilerde alerjiler
görülmüştür.
3.
Sütlerdeki antibiyotik kalıntıları, süt ürünlerinin yapımında kullanılan
starter kültürlerin üremesini engelleyerek ekonomik kayıplara neden olabilir.
4. Hayvansal orjinli gıdalarda bulunan antibiyotik
kalıntıları çeşitli patojen mikroorganizmaları baskı altında tuttuğu için, bu
tür gıdaların bakteriyolojik laboratuvar analizlerinde yanlış değerlendirmelere
neden olabilmektedir. Özellikle salmonellalar antibiyotiklerin etkisi altında
maske edilir. Dolayısıyla Salmonella gibi patojen etkenler ette mevcut
oldukları halde tespit edilememeleri Veteriner Halk Sağlığı açısından oldukça
büyük tehlike yaratır.
HORMONLAR
Hormon, bir hücre
veya hücre topluluğu tarafından salgılanan, organizmanın diğer hücreleri
üzerine fizyolojik bir kontrol uygulayan kimyasal bir madde olarak
tanımlanmaktadır. Bu kontrolleri yaparken, hücre içindeki kimyasal
reaksiyonları değiştirebilirler, hücre zarının çeşitli maddelere karşı
geçirgenliğini değişime uğratabilirler veya başka hücresel metabolizmaları harekete
geçirebilirler.
Hormonlar kimyasal yapılarına göre
protein yapısında olanlar (pankreas, hipofiz, tiroid hormonları gibi) ve
steroid yapısında olanlar (ovaryum, testis, adrenal korteks hormonları gibi)
olmak üzere iki grupta incelenir. Hormon ve hormon benzeri madde, bitkilerde ve
kasaplık hayvanlarda verimi artırmak amacıyla kullanılmaktadır. Hormonlar, bu etkilerini protein sentezini
artırarak gerçekleştirmektedirler. Bunların bazılarının zararlı etkileri
kanıtlandığı için kullanımlarına izin verilmemektedir.
Bitkilerde en yaygın
kullanılanları 2,4-D, GA3, 4-CPA, daminozide, ethepton ve
maleikhidrozit (MH)'dir. Fenoksi türevlerinden olan 2,4-D ağız yoluyla
alındığında mide-bağırsak sisteminden emilmekte ve testiküler DNA sentezini
engellemektedir. Bitkilerde olduğu gibi hayvan organizmasında da mutasyon
yapıcı etkide olması nedeniyle, kanserojen bir madde olma olasılığı
bulunmaktadır. Literatürlere göre; 2,4-D kalıntılarına izin verilen miktar 0-5
ppm arasındadır.
Hayvanlarda daha fazla
canlı ağırlık artışı, yemden yararlanma, daha iyi karkas özelliği ve et
kalitesi sağlamak için östrojenler (östradiol) androjenler (testesteron) ve progestojenler (Progestron)
gibi cinsiyet hormonları; dietilstilbestrol (DES), Hexoestrol, Dienestrol ve
Zeranol gibi sentetik non-steroidal östrojenler ve trenbolan asetat,
testesteron propionat, melengestrol asetat, metil testesteron gibi sentetik
steroidler hormonal etkili anabolikler olarak kullanılmaktadır.
Hormonların Olumsuz Etkileri,
Hormonal etkili anaboliklerin,
uygun şekilde kullanıldığında et ve diğer yenebilen dokularda rezidü
yoğunluklarının 1 ng/kg'ı geçmediği, doğal hormonların (Östradiol, testesteron,
progesteron) implante edildiği hayvanın etlerindeki oranları, normal
yoğunluklarından fazla olmadığı için tüketici için endişe verici bir durum
yaratmadığı, kimyasal olarak modifiye edilmiş ve sentetik anaboliklerin etteki
metabolit kalıntılarının spesifik problemlere neden olduğu bildirilmiştir.
Karaciğerde kolayca metabolize olan doğal steroidler, hayvanların yenebilen
dokularına enjekte edilirse tüketiciler için tehlikeli olur.
Etlerdeki
androjenik hormon kalıntılarının (testesteron, trenbolan asetat gibi),
kadınlarda virtilizazyona (erkekleşme), menstrual siklus bozukluklarına;
östrojenik hormon kalıntılarının erkeklerde feminizasyon (dişileşme),
iktidarsızlık ve infertiliteye neden olabildikleri bildirilmiştir. Hormon
kalıntılarının bu genel hormonal aktivitelerinin yanı sıra kanserojen, sinirsel
komplikasyonlar ve damar sertliği gibi zararlı etkileri de bulunmaktadır.
Sentetik hormonlardan dietilstilbestrol, güçlü östrojenik etkiye sahiptir.
Önceleri çok kullanılmıştır. Ancak zararlı etkileri tespit edildiğinden çoğu
ülkede kullanımına izin verilmemektedir. Genetotoksik etkileri de vardır.
Karaciğerde metabolize olmadıklarından, etteki rezidüleri tüketiciler için
büyük tehlike arz eder.
AT, hormonlu etlerin
ithalini ve kullanımını yasaklamıştır. Etlerdeki hormon düzeyleri
Radioimmunoassay (RIA) ve ELİSA teknikleri kullanılarak tespit
edilebilmektedir.
AVRUPA BİRLİĞİ
Avrupa Birliği ülkelerinde uyulması zorunlu
olan Avrupa Birliği Konseyi’nin yayımladığı
kalıntı ile ilgili tebliğlerden birkaç maddeyi örnek olarak sunmak
istiyorum.
* Bazı belli başlı thyreostatic,östrojenik, androjenik veya gestajenik
etkili maddeler ette ve diğer hayvansal kökenli gıda maddelerindeki rezidüilerinden
dolayı gıdanın kalitesini dolayısıyla tüketici sağlığı ve halk sağlığı
açısından tehlikelidirler.
* α-Agonistlerin kullanımının suistimali halk sağlığını ciddi
derecede tehlikeye sokmaktadır.Ve halk sağlığı adına α-Agonist’lerin
piyasaya verilmesi,işletmede bulundurulması her türlü hayvanda kullanılması
kesinlikle yasaklanmıştır.
* Hormonal etkili maddelerin besi yetiştiriciliğinde kullanılması
kesinlikle yasak olmalıdır.İstismarına sebep olmayacak sıkı kontroller altında
tedavi ve üretim amaçlı kullanılmasına müsaade edilebilir.
* Avrupa Parlamentosu 18 Ocak 1996 yılında Komisyona ve konseye yaptığı
çağrıda, hormonlu etlerin üye ülkelere girişinin ve hayvan yetiştiriciliğinde
gelişimi hızlandırıcı olarak kullanılan hormonların yasaklılığının devamını
istedi. Bu amaçla Avrupa Parlamentosu Avrupa konseyinden komisyonun, 19 Nisan
1994’te parlamentoya sunmuş olduğu yasa taslağını acilen hayata geçirmesini
istedi.
ÜLKEMİZDEKİ DURUM
8-12 Ekim 2001 Tarihlerinde
Avrupa Komisyonu,Sağlığı ve Tüketiciyi Koruma Genel Müdürlüğü, Gıda ve
Veteriner Dairesi FVO misyonu’nun Türkiye ziyareti sonucundaki genel
değerlendirme raporuna özet olarak değinmek istiyorum.
1.Yasal Düzenlemeler,
-Canlı hayvan ve hayvansal ürünlerde rezidü izlenmesine,ulusal kalıntı
planının uygulanmasına yönelik Hukuki bir dayanak bulunmamaktadır.
Mevcut yasalar (Kanun, Yönetmelik,
Genelge vb.) kalıntı tesbitine, ulusal programın uygulanmasına dair doğrudan
bir maddeyi içermemektedir.Ayrıca ürün veya ürün grupları bazında yürürlükte
olan yasalarda bu hususa cevap vermemektedir.
Bu nedenle yalnızca
rezidü izleme konusuna yönelik yasal bir zemin oluşturulmalıdır.
2.İdari Yapı ve Rezidü Planlarının Hazırlanması
-Merkezi düzeyde idari anlamda gerçek bir koordinasyon bulunmamaktadır.
-Mevcut olan Rezidü İzleme Koordinasyon Kurulu başkanının aynı zamanda
İlaç-Alet özellikle Veteriner İlaçları ile ilgili bir birim başkanı olması
doğru ve kabul edilebilir bir husus değildir.
-Konu sorumlulukları ve rezidü programlarının uygulanması, ürün bazında
ayrı ayrı birimlerde yürütülmekte, harmonize bir yaklaşım bulunmamaktadır. Ürün bazında her bir
sektörce yürütülen çalışmalarda prosedür, talimatlar ve düzenlemelerde bir
bütünlük sağlanamamıştır.Uygulamalar etkin ve uyumlu değildir.
Tüm
bu nedenlerle merkezi bağımsız bir birime ihtiyaç bulunmaktadır.
-Avrupa Birliği’ne gönderilen
rezidü izleme planlarının büyük ölçüde uygulanmadığı görülmektedir.
-Risk değerlendirme ile risk yönetiminin (uygulama) birbirinden
ayrılması gerekmektedir.Risk Değerlendirme Birimleri kurulmalı, bunlar idari
yönetim açısından bağımsız olmalı ve ilmi komiteler şeklinde
yapılandırılmalıdır.
Risk Yönetim Birimleri (mevzuatın uygulanması için uygun ve yeterli
yapılar) oluşturulmalıdır (mevzuat hazırlama, uygulama birimleri gibi). Riske
dayalı kontrol yaklaşımının daha doğru olduğu varsayımından hareket ederek,
ürüne yönelik satış rakamları incelenmeli ve planlar bu doğrultuda
hazırlanmalıdır.
3.Laboratuvarlar
a.Kalite-kontrol,
güvence yönetim sistemi,
b.SOP (Standart Çalışma
Programı),
c.Validasyon (Analiz
yöntemlerinin geçerliliğinin onaylanması),
d.Ham verilerin
dökümantasyonu, kayıtlar konusundaki eksiklikler giderilmelidir.
-Laboratuvarlar, Avrupa Birliği yetkili ve referans laboratuvarları ile
temasa geçmeli, analiz yöntemleri, uzman eğitimi konusunda işbirliği ile “TS EN
ISO/IEC, 17025 Deney ve Kalibrasyon Laboratuvarlarının Yeterliliği İçin Genel
Şartlar” direktifinin öngördüğü hususları sağlamalıdır.
Sonuç olarak; özetle,Türkiye,
Rezidü İzleme konusunda başlangıç noktasında bulunmakta ve istenilen şartları tam olarak sağlayamamaktadır şeklinde
rapor edilmiştir.
Bu değerlendirme raporundan bugüne kadar ülkemizde yapılanlar
sırasıyla;
*Öncelikle 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu’nda, Avrupa Birliği’ne
uyumlu olarak gerekli yasal değişiklikler yapıldı ve yürürlüğe girdi.
*Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesindeki laboratuvarlarda
uluslararası geçerli deney metodlarına uygun cihaz ve ekipman tedarikinin büyük
çoğunluğu tamamlandı, laboratuvarların fiziki yapısında iyileştirilmeler
yapıldı.En önemli olarak gözlemlediğim, Bakanlık laboratuvarlarının
Akreditasyon çalışmalarının merkezden yönlendirme ile başlatıldığını ve üç
büyük ilimizdeki İl Kontrol Laboratuvarı’nın denetimleri tamamlanarak
belgelendirme aşamasında son safhaya geldikleri ve diğerlerinde de aynı
çalışmaların devam ettiği öğrenilmiştir.
*Avrupa Birliği kalıntı limitlerinin tamamı Türkiye için geçerli olacak
şekilde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. (Tablo için, http://www.tarim.gov.tr/arayuz/5/menu.asp
bakınız.)
*Halen TBMM’nde taslağı görüşülen 560 sayılı Gıda Yasası’nda kalıntı
ile ilgili hususlar yer almaktadır.
*TWİNİG projesi kapsamında kalıntı analizleri ile ilgili personel
eğitimi başta olmak üzere, uluslararası seviyenin yakalanması için bilgi
alışverişine devam edilmektedir.
Ülkemizde canlı hayvan
ve hayvansal ürünlerde kalıntı ve kontrol izleme sistemi ile ilgili özel
yasaların yetersizliğinin giderilmesi ve laboratuvarların Akreditasyonu ile
personel eğitim ve donanımının arttırılmasını memnuniyet verici gelişmeler
olarak değerlendirmekteyim.Zamana bağlı olarak özel gıda laboratuvarı
uygulamalarında olduğu gibi, kalıntı analizlerinin de özel laboratuvarlarda yaygınlaşmasının,
kalıntıların getireceği olumsuzlukların asgariye indirilmesinde katkı
sağlıyacağı kanaatindeyim.
Yıl : 9, Mayıs 2004, Sayı 2004 - 5 Dünya GIDA Dergisi uzman gözüyle köşesinde (sf:52) yayımlanmıştır.