Aşağıdaki
özet metin , Veteriner
Gıda Hijyenistleri Derneği ‘nin 27 Aralık 2003 tarihindeki eğitim organizasyonunda ; Marmara
Ünv. Atatürk
Eğitim Fak. Öğretim Görevlisi
Süleyman TIRAŞ tarafından üyelerine seminer
olarak sunulmuştur.
PROBLEMİ TANIMLAMA VE
İŞ HAYATINDA PROBLEM ÇÖZME
Öğr. Gör. Süleyman TIRAŞ
GİRİŞ :
Günümüzde hiçbir insan ya da kurum, diğer kişi ve kurumlarla karşılıklı ilişki içinde olmadan etkili ve
verimli bir biçimde çalışamamaktadır.Bu, düşünebilen , üretebilen, meraklı ve
disiplinler arası geçiş yapabilecek bireylerin
yetiştirilmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Düşünen ve üreten bireylere olan
ihtiyaç, bütün ülkelerin eğitim programlarında
bir düşünme süreci olarak problem çözmeye ağırlık verilmesinin önemini ortaya çıkarmıştır. Bugün
okullarımızın ders programlarının
amaçları arasında önemli bir yere sahip olan problem çözme , yaygın
olarak kullanılan problem çözme teknikleri ve problem çözmenin temel ilkeleri üzerinde durmaya
çalışacağız.
Problem ve Problem Çözme Nedir ?
Referans
alabileceğimiz bir çok eserde
gerek matematik eğitimcilerinin gerekse de psikologların problemle
ilgili bir çok tanıma rastlamak mümkündür. Bu tanımlarda ki ortak nokta,
problemin giderilmek istenen bir güçlük ya da cevabı
aranan soru olmasıdır. Problem çözme, bir becerinin geliştirilmesi için onunla
ilgili rutin eksersiz yapmadan daha fazla bir şeydir. Problem çözme insan
beynin bir yeteneği iken ,rutin alıştırmalar makinelerin işi olmuştur. Problem
çözme bireyi güçlü kılar, özgüven duygusunu geliştirir. Başka bir ifadeyle
kişiye bağımsızlık kazandırır. Birey bu
sayede sorumluluğa talip olur,düzenli düşünmeye ve yaratıcılığa yönelir.
Problem çözme ile ilgili psikoloji ve
eğitimde bir çok çalışma yapılmış, problemin basamakları ve nasıl öğretileceği ile ilgili değişik
kuram ve yaklaşımlar geliştirilmiştir. Problem çözme süreci ele
alındığında , problemin çözümü için
problemin basamaklarını
incelenmesi gerekir.
20.yüzyılın eğitim otoriterlerinden olan J. Dewey’i problem çözmenin basamaklarını aşağıdaki
şekilde sıralamıştır.
·
Problemin
farkında olmak ve onunla uğraşma isteği duymak.
Problemi varlığını görmek aslında zor değildir. Zor
olan şey, bir problemi değerlendirmek
problemin önemini ve karmaşıklığını fark
edebilmektir.Örneğin,”Çözüm için harcanacak emek, çözümle elde edilecek
tatmin harcanan emeğe değecek mi?” gibi sorular ve bunların cevabını
düşünebilmek önemlidir. Halk arasında, “dikiş tutturamamak “ diye bir söz
vardır. Yakınlarının onca çabalarıyla
işe başlayan kişi, bir de bakarsınız
işten ayrılmış.Bu kişinin işten ayrılmasıyla ilgili bir çok haklı
gerekçesi olabilir ama, asıl sebep işten
kazanacaklarının harcadığı emeğe değmeyeceğine olan inancıdır.
Bazı isteklerin , öncelik değeri
yüksek fakat uzun vadede anlamı düşük
olurken, bazı isteklerin öncelik değerleri düşük fakat uzun
vadede anlamı büyük olmaktadır.Örneğin,
bir eğlenceye gitme veya futbol maçını
kazanma vb. yüksek öncelik değerine sahip olurken ,birkaç yıl sonra hiçbir
değeri olmayabilir. Buna karşılık üniversitede iyi bir derece
tutturmak,yaşlılık sigortası için yatırımlarda bulunma vb. arzusu şu an için pek
kuvvetli olmayabilir, ama kişinin gelecekteki mutluluğu için bu önemlidir.Birey şimdiki
zamanı , geleceğe dönük bir bakış açısıyla değerlendirmesini bilmek zorundadır. Bazen hemen tatmin edilen basit isteklerin
doğurduğu sonuçlar bu isteklerin değerinden daha ağır olmaktadır.İşe yeni başlayan bir
kişinin sabah uykusunun tadını çıkarması
işinden çıkmasına neden olabilmektedir. Yine, ham elmanın tadına bakılmasıyla
alınacak lezzet , ileride sebep olacak
mide ağrıları ile karşılaştığında pek az görünebilir.Problem çözme, problemin
değerini ve çözümünün doğuracağı
sonuçları fark edebilme kabiliyetini gerektirir.
Sonuç olarak
problemi çözmek için ilk başta güçlü bir isteğe sahip olmamız gerekir.
Yani İçimizde kuvvetli bir arzu
olmadıkça, zor bir problemi çözmek için hiç şansımız yoktur.
·
Problemin
Açıklanması ( problemi anlamak )
Bu ilk basamak tatmin edilmesi gereken isteğin ne olduğunun , ne gibi
zorluklar bulunduğu veya
bulunabileceğinin ve çözümü neyin sağlayacağının kesin olarak tespit edilmesi teşkil eder. İşe başlamadan
önce neyin yapılması gerektiğini ortaya
çıkarır ve böylece ileride gereksiz
yere harcanacak zaman önlemiş olur.
Probleme ilişkin yapmamız gereken ilk iş,
onu anlamaktır: ”Yanlış anlayan, yanlış
cevaplar.” Ulaşmamız gereken sonucu açıkça görmeliyiz: Problem çözmede,
problemin anlaşılmasının önemini vurgulayan bir çok atasözü vardır. Bunların
biri: “Görünen dağın uzağı olmaz.”
Problemin açıklanması veya tanımlanması için sorulması gereken temel sorular, problemde
nelerin bilindiği, neler istenmekte olduğu ve şartlar uygun olup, olmadığıdır.
Konuşmamızın başında belirttiğimiz gibi
bizler hayatımızın her aşamasında,
İşimizle, ailemizle, arkadaş çevremizle bir
çok problem yaşarız.Bu problemlerin bir
çoğunda insan faktörü vardır. O halde,
insanlarla yaşadığımız problemleri çözümü de insanları anlamayla mümkün
olacaktır. Bunun için problemi çözmeye talip olan kişinin aşağıdaki becerilere
sahip olması gerekmektedir. Şimdi bu becerileri ve bunların problem çözmedeki
rollerini kısaca özetlemeye çalışalım.
DİNLEME
NEDEN
DİNLEME ?
·
Doğru
İlişkiler Kurmak
İyi bir dinleme, ilişki kurmanın güçlü bir
yoludur. Yani, hepimizin bildiği gibi, insanlarla ne kadar çok iletişime girip onların yaşam tarzlarını,
değerlerini, ilgilerini anlarsak, kendimizi onlara daha yakın hissederiz.
İlişki, dinleyen kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyup, dünyayı onun
gözüyle görmeyi başlama ve karşılıklı anlayışıyla oluşur.
·
Duyguları anlamak
İyi dinlemenin hedeflerinden biri,
konuşanın duygularını tam olarak anlamaya çalışmaktır. Duyguların paylaşılması,
onların yumuşamasını da sağlar. Olumsuz duygular tavan arasına atılmış eşyalara
benzer. Nasıl ki, karanlıkta kalan
eşyalar sürekli toz, toprak toplayıp çoğalıyorsa, açığa vurulmayan duygular da
zamanla daha fazla etkili olmaya başlayıp, bireyin kafasını daha çok meşgul
ederler. Olumsuz duygulardan kurtulma, bunların güneş ışığına çıkarılmasıyla
mümkündür. Yani, ifade edilen duyguların
(olumsuz olanların) gücü kırılır. Dahası, duygular açığa çıktığı zaman,
bunların gerçek duygular olup olmadığının öğrenme fırsatı doğar.
Problem çözme işini üstlenmiş yönetici, problemi olan kişiyi onun bakış
açısından dinleme ve onu dinlerken duygularını askıya almayı bilmesi gerekir.
O, kendi duygularını değil, karısındakinin duygularını anlamaya çalışmalıdır.
·
Kafa
Karışıklığını Giderme
Genelde
problemli olan kişinin kafası karışıktır.Bunlar, problemini nasıl anlatacağını tam olarak bilemezler. Bir çoğumuz bir
problemimizi bir dostumuzla paylaşmak istediğimizde,” Nerden başlasam” dediğimi
çok olmuştur.İşi problem çözmek olan yönetici bu durumu bilmeli ve ona uygun
bir yaklaşım içerisinde bulmalıdır ki, problem sahibi kafasındakileri düzgün
bir sıraya koyabilsin. Kendisinin dikkatlice dinlendiğini gören kişi ruhen ve
zihnen rahatlayacak ve duygu ve düşüncelerini karşıdakinin daha rahat
değerlendirmesine de imkan yaratacaktır .Bu durum, problem çözücünün işini
kolaylaştıracaktır.Belki de problem
sahibi,yöneticiye ihtiyaç duymadan problemini çözümlemiş olacaktır.
·
Yöneticiye Yardım Etme Hakkı Verme
Problemi olan kişinin kendi problemiyle yüzleşmesi, güçlü ve yanlarını
görmesi, savunmaya çekilmeden kendi sorumluluklarını kabul etmesi bekleniyorsa,
bir ilgi ve güven ortamının
oluşturulması gerekir. Bunun temeli de iyi dinlemedir.
İyi dinleme, yöneticinin (problem çözücünün) problemi mümkün olduğunca
karşısındakinin bakış açısından anlaması demektir.Problem sahibi, böyle
olduğunu anladığı zaman,alacağı yardımın karşılıklı anlayış temeline
dayandığını bilir.
Dinleme Örnekleri:
Birinci Örnek :
-
Ustabaşı :” Evet , geçen haftaki somunların hatalı olduğunu kabul ediyorum. Müşterilerin
mektubunu ve müfettiş raporunu okudum. Gerçekten çok canım sıkıldı, ama hata benim değil.
Fabrika müdürüne makinelerin yeterli olmadığını defalarca söyledim.”
- Yönetici( problem çözücü ):”
Demek sorun makinelerde öyle mi? Sen
ustabaşı olduğun halde, bölümünden çıkan işin sorumluluğu senin değil, çünkü
fabrika müdürü seninle aynı fikirde değil”
“Sizce yönetici , ustabaşını etkin bir
şekilde dinlemiş midir ?
Ustabaşının yukarıdaki konuşmasının
dinleyen başka bir yönetici :
- Evet,
sorununu anlıyorum. Ama senin istediğin makineleri bu sene almamız mümkün
değil, bana inan, fabrika müdürü de o
makineleri almak için senin kadar ısrar ediyor. Bu gerçekleşene kadar iyi bir
kalite kontrolü ile yetinmek zorundayız.Yani hepimiz zaman zaman
kötü somunlarla uğraşmak zorundayız.
Sizce bu yöneticinin gözden kaçırdığı
bazı öğeler var mı ?
Şimdi de problem çözme beceri ve
kapasitesine sahip bir yöneticinin ustabaşının
aynı konuşmasını nasıl dinlediğini birlikte görelim:
“ Bu konunun hepimiz gibi seni de
kaygılandırdığı anlaşılıyor.Sen sorunun makinelerde olduğunu ve şirket senin istediğin makineleri almadıkça
çözülemeyeceğini düşünüyorsun.Ayrıca kendi hatan olarak görmediğin bir şey
yüzünden de suçlanmak seni rahatsız ediyor, doğru anlamış mıyım” der. ?
Konuşmayı
daha fazla uzatmamak için, son yöneticinin konuşmasının arkasından söz alan ustabaşının söylediklerini birlikte
dinleyelim:
“ Evet, suçlanmış olmaktan rahatsız oluyorum
, ama beni asıl kaygılandıran beni
suçlarken gerçek sorunun göz ardı edilmesi.Bu yüzden de problem bir türlü
çözülemiyor.
Sonuç olarak iyi dinleyici:
·
Problemi olan kişi ile problemin çözümünü yardım
edecek olan kişinin ortak bir anlayışa sahip olmasını sağlar.
·
Problem çözücünün,
problemi olan kişinin söylediklerini özetlemesi, problemi olan kişiye söylediklerini yeniden gözden geçirme
fırsatı verir.Yani, özet ayna görevi görür. “Doğru anlamış mıyım?”İfadesi
kişiyi söylediklerini gözden geçirmesine imkan verir.
·
Problemle
İlgili Bilgiler Toplama Ve Problemin Çözümüne Uygun Düşecek Bilgileri Seçmek Ve
Düzenlemek.
Hayvanlar
ve cahil kimseler
bazı çözüm yolların denemeden önce ya çok az
bilgi toplarlar ya da hiç toplamazlar.Kuşkusuz
hepimiz,bir konu hakkında bilgimiz azsa
iyi bir fikir üretebilmenin zor,bilgimiz yoksa imkansız olduğunu biliriz.İyi fikirlerin temelinde
geçmiş deneyimler ve önceden edinilmiş bilgiler yatar. Hafıza tek başına iyi
fikir bulmak için yeterli değildir. Gerekli bilgileri toplamadan problemi çözmeye çalışan kişi,
gerekli malzemeyi almadan ev yapmaya başlayan acemi ustaya benzer. İyi
bir problem çözücü, problemle ilgili bilgi toplamaya, varsa yapılmış
çalışmaları tarayarak işe başlar.Çünkü, bizim çözmeye çalıştığımız problem
başka tarafından çözülmüş olabilir, yada problemin çözümü için haftalar sürecek
olan bilgiler birileri tarafından bulunmuş olabilir.
2.Araştırma aşaması
Neden Araştırma ?
Dinleme aşamasını araştırma aşaması
izler.Bu aşmada duygu ve olgulara anlam kazandırılmaya çalışılır.Araştırma
aşamasına ne zaman başlanacağı konusunu tam
olarak belirlemek çok kolay
değildir.Ancak, araştırma aşamasına başlamanın sinyallerini, problemi olan
kişinin dinleme aşamasında, problemle ilgili olmayan şeyler söylemesi
veya söylediklerini tekrar etmeye
başlaması verebilir.
Genellikle problem o kadar çabuk
açıklığa kavuşmaz.Duygu ve olgular
yanlış bir sırayla ,karışık bir
şekilde ortaya çıkar. Problem düğüm
içerisinde kaybolur.”Kedinin oynadığı yün yumağı gibi, sonuca götürmeyen bir çok ipucu bulunabilir.Belki de yumağın
çözülmesini sağlayacak tek bir uç vardır.
Araştırma aşamasının amacı, bu doğru ucu bularak sorunun özünü ortaya
çıkarmaktır. Yönetici , bu aşamada davranış kalıplarını, ortak faktörleri
ve tutarsızlıkları bulmaya çalışacaktır.Sorunu olan kişiye, duruma farklı
açılardan bakmayı öğrenecektir.Amaç ,neyin yanlış gittiğini ve bu durumun
düzeltilmesi için neyin yapılması gerektiğini belirlemektir.
Araştırma İki Yönlü Bir Süreçtir
Problemin özünün yalnızca problem
çözücünün anlaması yetmez. Aynı zamanda problemi olan kişinin de bunu anlaması
gerekir.İnsanlar kendi buldukları gerçeklere başkalarından gönülsüzce
öğrendikleri gerçeklerden daha büyük bir tutkuyla bağlanırlar. Bazen yönetici,
akıllı olduğunu göstermek gibi bir
yaklaşım içine girer . Bu yaklaşım,
kişinin duygularını ifadesini güçleştirir. Doğrusu yöneticinin , kişinin bu sorunu keşfetmesi için çerçeveyi
hazırlamadan ileri gitmemesidir.
Araştırma aşaması , suçla bulma operasyonuna dönüştürülmemelidir.Kusur
ve suç sözcüklerine problem çözme içinde yer verilmesinin, problemin çözümüne
hiçbir katkısı yoktur. Problem çözme bir “suçlama “ oyunu değil , bir
“değişiklik “ yapma oyunudur.
3. Amaç belirleme
Araştırma amacının sonunda
tarafların kafasında bazı amaçlar belirlenmeye başlanır. Amaçların
geçekleşmesi, seçilen amaçların belli
özellikler taşımasına bağlıdır. Bunlar ; somut, gerçekçi,
gözlemlenebilir ve değerli olmasıdır.
Başarının önündeki engellerin dört ana başlık altında toplayabiliriz.
Birincisi amaç oluşturamayacak kadar somut
olmayan arzular. Amaçlarını somutlaştıramayan kişi,hedefi görmeden düşmana
tarafına doğru rasgele ateş eden askere benzer.
İkincisi, niyetlerin gerçekçi
olmaması durumudur. Niyetlerimizin gerçekleştirilmesi için kapasitemiz tek
başın yeterli değildir, bunun için gerekli becerilere ve maddi imkanlara
ihtiyacımız vardır.Bazen atacağımız adım
çok büyüktür, gerçekleşmemesi
cesaretimizin kırılmasına neden
olabilir.Burada önemli olan, gelecekte
kazanacaklarımız için şimdi çaba göstermemizdir.Halbuki ödül ile çabanın birbirine yakın olması gerekir.
Üçüncüsü , amaçlarımızın gözlemlenebilir
olmasıdır. Aksi durumda başarıyı ölçmenin
yolu yoktur.
Dördüncüsü, niyetimizin değerli olmasıdır.
Şimdi bu özelliklere ilişkin birer örnek
verelim.
Ahmet
Bey :(Yeterince Açık olmayan amaç): “ performansını arttırmalıyım .“
Gülay
Hanım(somut amaç): “bilgisayar kullanımı konusundaki eksikliklerimi
gidermeliyim.”
Bir amacın somut olup olmadığı şu soru ile
yoklanır: “Amaca ulaşıldığı nasıl anlaşılır?”
Böylece hedefin davranışı
dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği anlaşılır.
Ahmet
Bey:
“ Arkadaşlarımla aramın daha iyi
olmasını istiyorum.Onların benden
hoşlanmasını istiyorum”
Bu amacı somutlaştırdığımız da
“Arkadaşlarım bana selam verdiklerinde, toplantılara davet ettiklerinde
benden hoşlanmaya başladıklarını anlayacağım”
Gülay Hanım:
“Toplantılarda fikirlerimi ifade etmekten
çekinmemek istiyorum.Toplantıda genel görüşle uzlaşmadığım zaman, bunu
söyleyecek cesarete sahip olmak istiyorum.”
Ahmet Bey: “Pazartesinden itibaren,toplantılarda katılmadığım bir fikirle
karşılaştığım zaman defterime bir işaret
koyacağım.Eğer söz alıp kendi fikrimi söylersem, bunun yanına başka bir işaret
koyacağım.Hafta sonunda işaretleri kontrol edeceğim, eğer deftere koyduğum çift
işaretlerin sayısı, katılmadığım düşüncelere koyduğum işaretlerin sayısının en
az üçte birinden fazlaysa kendimi
başarılı sayacağım.
Gülay Hanım: “Çoğu zaman, günün sonunda
,geriye dönüp baktığımda,rutin işlerle daha fazla meşgul olduğumu,önemli işleri
ise bir tarafa bıraktığımı görüyorum.Bu düzeltmek istiyorum.
Ahmet Bey : “Her akşam işten ayrılmadan
önce,ertesi gün ele almayı düşündüğüm üç önemli işi not edeceğim.Ertesi gün
,herhangi bir rutin iş yapmadan öncelikle bunlarla ilgileneceğim.Akşam bunları
kontrol atiğimde,en az iki tanesini bitirmişsem ,o gün kendimi başarılı
sayacağım.Hedefim, her beş günden en az üçünün başarılı olması.
Gülay
Hanım : “Hesaplamalarımda çok fazla hata yapıyorum.Aritmetikte daha iyi
olmalıyım.”
Ahmet Bey: “ Mehmet Bey yirmi beş gün boyunca hesaplarımı kontrol etmeyi kabul
etti. O, hesaplarımı kontrol edecek, yanlış yatığım hesabı düzelmek bana gönderecek. Hedefim ilk haftada içinde on hesaptan, ikinci hafta için ise yirmi
hesaptan en fazla bir tanesini yanlış olacak.
Değerli
amaçlar
Amacı belirledikten sonra , kendimize şu
soruyu soralım:” bu gerçekten değerli
mi?”
Örneğin, yukarıda hesaplamalarını elle
yapan Ahmet’ in amacı, içinde
bulunduğumuz çağı göz önünde bulundurduğumuzda
sizce ne kadar önemlidir?
ÖZET
Sonuç olarak, sorunun açık olarak tanımlanması yani problemli kişinin sonuçta ne çözeceğinin açık seçik
tanımlaması gerekir ( somutluk)
, ulaşılabilecek amaçlar olmalı( gerçekçi) .çünkü bazen kişiler heyecana
kapılıp gerçekçi olmayan amaçlar seçebilmektedir. Bazen de amaç geçekçi
olmasına karşılık sorunu çözecek kişinin bu birikime sahip
olmayabilir).davranışa dönüştürülebilen yani ölçülebilir (gözlemlenebilir)
hedefler olması ve sonuçta elde edilecek şeyin gösterilen gayrete değmesi
gerekir ( değerli)
Bir problemle ilgili bilgiler elde
edilirken , bunun nasıl çözüleceğine dair fikirler veya ihtimaller ortaya atılır.Bunlar hipotezler halinde formüle
edilir.Bu hipotezlerden biri doğru çıkabilir.Problemler, daha önceden sahip
olunan fikir ve prensipleri yeni ilişkilerin
içine koyabilmek ve bunları yeni yollarda kullanmakla çözülür.
Bir plan oluşturmak ,uygun bir eylem
fikrini kavramak, bir problemin
çözümünde ulaşılacak ana
basamaktır.Problemin çözümü için farklı araçlar ve değişik yolları
denemeliyiz. Başından planımızın
başarısız olma ihtimalini hesaba
katmalıyız ve yedekte başka planlarımız
olmalı.Yayını iki telli olsun ki biri kırıldığında, oklar elinde
Kalmasın.
Muhtemel çözümler formüle edilirken aynı
zamanda çözümler değerlendirmeye tabi
tutulur.Bu basmak bir bakıma yargılama ve tahmin safhasıdır. Formüle edilmekte olan çözüm
tekliflerinin uygulandıkları taktirde ne
gibi sonuçlar doğuracağı kestirilmeye çalışılır. Çoğu defa , yapılan değerlendirmelerin sonunda tasarlanan
çözümlerin isabetli olmadığına karar verilir.Bu durumda tekrar ikinci basamağa dönülerek daha fazla
bilgi veya daha fazla veri toplamaya çalışılır.
Unutulmamalıdır ki doğru çözüm daima
bu bilgi ve verilerin içinde
saklıdır.İkinci basmağa dönüş bir
nevi deneme yanıma faaliyetidir.
Bu basamak , felsefe ile bilim arasındaki
temel ayrılığı işaretleyen bir basamaktır.Bir filozof hipotezlerini test etmek
için laboratuara girdiğinde artık o bir bilim adamıdır.Çünkü bilimin anlamı
düşünülenin test edilmesidir.Bu basmağın temel unsurları dikkatli bir biçimde
tanımlanmış ve ölçülebilir bir bağımsız
değişkenle ,yine ölçülebilir bir bağımlı
değişkendir.
Bilimsel bir çalışmada ( problem
çözmede) Bağımsız değişken araştırılır ve sonuçları da
bağımlı değişkeni teşkil eder.
Belirlenen çözüm yolunun uygulamaya konulmasında acele edilmemeli, uygun
Zamanda ve plan olgunlaştığında
uygulamaya konulmalıdır.
5.Destekleme
Problemi olan kişinin, esasında problemin tüm basamaklarında ,bir
uzmanın yardımına ihtiyacı vardır. Ancak, bu yardımın oranı iyi ayarlanmalıdır.Yapılacak
yardımın az olması durumunda ,kişi problemin çözümünde zorlanacağından
vazgeçebilir.Buna karşılık desteğin fazla olması durumunda da
problemi olan kişiye yapacak bir
işi olmamasına neden olabilir.
Desteklemede göz önünde tutulacak hususlar; açıklama, gösterme,deneme,
eleştirme.
Bir fikrin doğruluğunu test
edipte bunların sonuçundan
yararlanmamak aptallık olur..Elde
edilecek yeni bilgiler formüle edilip saklanırsa,tecrübeler ancak o zaman İyi
bir öğretmen olur.
Eylem sonrasının değerlendirmesi
şu soruların cevapları yoklanarak yapılır:“ne oldu ? ” , “ niçin oldu ? “ ve “ bu
konuda ne yapmalıydık ?”
Değerlendirmenin amacı yanlışlar üzerinde durmak değil; yapılan işlerden ders çıkarmak olmalıdır.
Yani değerlendirme bir eleştiri
değildir.Eleştiri de sadece başarı
ve başarısızlık değerlendirilirken, bir
faaliyetin değerlendirmesi bunda daha geniş bir şeydir.
Bu aşama, bir çok kimsenin çoğu durumlarda en az faydalandığı
aşamadır.Halbuki, bir problemin çözülmesinin öğretiminin iki temel amacı
vardır: bunlardan birincisi mevcut belirsizliği ortadan kaldırmak, ikincisi ise
problemin çözümündeki kazanımlarımızı , başka problemlerin çözümünde
kullanmaktır.
KAYNAKÇA
Polya,
G. (1945). Nasıl Çözmeli? Çev: F. Halatçı.İstanbul: Sistem yayıncılık.
Arık, A. (1987). Yaratıcılık Ankara. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Bedoyere,
Q.( 1997). Sorun Çözme Teknikleri, (İkinci Basım). Çev:
D. Şahinler. İstanbul : Rota yayıncılık.
H. Weıss,
D.(1993) Problem Çözümünde Yaratıcılık.Çev: D. Şahinler. İstanbul : Rota yayıncılık.
Fisher,
R. Teaching Children to Think.(twice published) in 1990. Basil Blackwell
Ltd. United Kingdom.
Altun,
M. Matematik Öğretimi (1997)
Bursa : Alfa Yayıncılık,.
Bingham,A.Çocuklarda Problem Çözme Yeteneklerinin Geliştirilmesi(
1958).Çev:
Ferhan Oğuzhan,İstanbul, Milli Eğitim Basımevi.
R. Sullivan,
G. ve
V, Harper, M.(1997) Umut Bir Yöntem Olamaz,Çev: Ayşe Bilge Dicleli. İstanbul: Boyner
Yayınları.