30 Temmuz Cuma 2010
   
Metin

Problemi Tanımlama Ve İş Hayatında Problem Çözme

Bilgi Bankası

VGHD - PROBLEMİ TANIMLAMA VE İŞ HAYATINDA PROBLEM ÇÖZME

Aşağıdaki özet metin , Veteriner  Gıda  Hijyenistleri  Derneği ‘nin  27 Aralık 2003   tarihindeki eğitim  organizasyonunda; Marmara  Ünv. Atatürk  Eğitim Fak. Öğretim Görevlisi  Süleyman TIRAŞ tarafından  üyelerine  seminer  olarak  sunulmuştur.

PROBLEMİ TANIMLAMA VE İŞ HAYATINDA PROBLEM ÇÖZME
Öğr. Gör. Süleyman TIRAŞ

 

GİRİŞ:

Günümüzde hiçbir insan ya da kurum, diğer kişi ve kurumlarla karşılıklı ilişki içinde olmadan etkili ve verimli bir biçimde çalışamamaktadır.Bu, düşünebilen , üretebilen, meraklı ve disiplinler arası geçiş yapabilecek bireylerin yetiştirilmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Düşünen ve üreten bireylere olan ihtiyaç, bütün ülkelerin eğitim programlarında bir düşünme süreci olarak problem çözmeye ağırlık verilmesinin önemini ortaya çıkarmıştır. Bugün okullarımızın ders programlarının amaçları arasında önemli bir yere sahip olan problem çözme , yaygın olarak kullanılan problem çözme teknikleri ve problem çözmenin temel ilkeleri üzerinde durmaya çalışacağız.

Problem ve Problem Çözme Nedir ?

Referans alabileceğimiz bir çok eserde gerek matematik eğitimcilerinin gerekse de psikologların problemle ilgili bir çok tanıma rastlamak mümkündür. Bu tanımlarda ki ortak nokta, problemin giderilmek istenen bir güçlük ya da cevabı aranan soru olmasıdır. Problem çözme, bir becerinin geliştirilmesi için onunla ilgili rutin eksersiz yapmadan daha fazla bir şeydir. Problem çözme insan beynin bir yeteneği iken ,rutin alıştırmalar makinelerin işi olmuştur. Problem çözme bireyi güçlü kılar, özgüven duygusunu geliştirir. Başka bir ifadeyle kişiye bağımsızlık kazandırır. Birey bu sayede sorumluluğa talip olur,düzenli düşünmeye ve yaratıcılığa yönelir.
Problem çözme ile ilgili psikoloji ve eğitimde bir çok çalışma yapılmış, problemin basamakları ve nasıl öğretileceği ile ilgili değişik kuram ve yaklaşımlar geliştirilmiştir. Problem çözme süreci ele alındığında , problemin çözümü için problemin basamaklarını incelenmesi gerekir.

20.yüzyılın eğitim otoriterlerinden olan J. Dewey’i problem çözmenin basamaklarını aşağıdaki şekilde sıralamıştır.

· Problemin farkında olmak ve onunla uğraşma isteği duymak.

Problemi varlığını görmek aslında zor değildir. Zor olan şey, bir problemi değerlendirmek problemin önemini ve karmaşıklığını fark edebilmektir.Örneğin,”Çözüm için harcanacak emek, çözümle elde edilecek tatmin harcanan emeğe değecek mi?” gibi sorular ve bunların cevabını düşünebilmek önemlidir. Halk arasında, “dikiş tutturamamak “ diye bir söz vardır. Yakınlarının onca çabalarıyla işe başlayan kişi, bir de bakarsınız işten ayrılmış.Bu kişinin işten ayrılmasıyla ilgili bir çok haklı gerekçesi olabilir ama, asıl sebep işten kazanacaklarının harcadığı emeğe değmeyeceğine olan inancıdır.
Bazı isteklerin , öncelik değeri yüksek fakat uzun vadede anlamı düşük olurken, bazı isteklerin öncelik değerleri düşük fakat uzun vadede anlamı büyük olmaktadır.Örneğin, bir eğlenceye gitme veya futbol maçını kazanma vb. yüksek öncelik değerine sahip olurken ,birkaç yıl sonra hiçbir değeri olmayabilir. Buna karşılık üniversitede iyi bir derece tutturmak,yaşlılık sigortası için yatırımlarda bulunma vb. arzusu şu an için pek kuvvetli olmayabilir, ama kişinin gelecekteki mutluluğu için bu önemlidir.Birey şimdiki zamanı , geleceğe dönük bir bakış açısıyla değerlendirmesini bilmek zorundadır. Bazen hemen tatmin edilen basit isteklerin doğurduğu sonuçlar bu isteklerin değerinden daha ağır olmaktadır.İşe yeni başlayan bir kişinin sabah uykusunun tadını çıkarması işinden çıkmasına neden olabilmektedir. Yine, ham elmanın tadına bakılmasıyla alınacak lezzet , ileride sebep olacak mide ağrıları ile karşılaştığında pek az görünebilir.Problem çözme, problemin değerini ve çözümünün doğuracağı sonuçları fark edebilme kabiliyetini gerektirir.
Sonuç olarak problemi çözmek için ilk başta güçlü bir isteğe sahip olmamız gerekir. Yani İçimizde kuvvetli bir arzu olmadıkça, zor bir problemi çözmek için hiç şansımız yoktur.


· Problemin Açıklanması ( problemi anlamak )

Bu ilk basamak tatmin edilmesi gereken isteğin ne olduğunun , ne gibi zorluklar bulunduğu veya bulunabileceğinin ve çözümü neyin sağlayacağının kesin olarak tespit edilmesi teşkil eder. İşe başlamadan önce neyin yapılması gerektiğini ortaya çıkarır ve böylece ileride gereksiz yere harcanacak zaman önlemiş olur.

Probleme ilişkin yapmamız gereken ilk iş, onu anlamaktır: ”Yanlış anlayan, yanlış cevaplar.” Ulaşmamız gereken sonucu açıkça görmeliyiz: Problem çözmede, problemin anlaşılmasının önemini vurgulayan bir çok atasözü vardır. Bunların biri: “Görünen dağın uzağı olmaz.” Problemin açıklanması veya tanımlanması için sorulması gereken temel sorular, problemde nelerin bilindiği, neler istenmekte olduğu ve şartlar uygun olup, olmadığıdır.

Konuşmamızın başında belirttiğimiz gibi bizler hayatımızın her aşamasında,
İşimizle, ailemizle, arkadaş çevremizle bir çok problem yaşarız.Bu problemlerin bir
çoğunda insan faktörü vardır. O halde, insanlarla yaşadığımız problemleri çözümü de insanları anlamayla mümkün olacaktır. Bunun için problemi çözmeye talip olan kişinin aşağıdaki becerilere sahip olması gerekmektedir. Şimdi bu becerileri ve bunların problem çözmedeki rollerini kısaca özetlemeye çalışalım.

DİNLEME


NEDEN DİNLEME ?

· Doğru İlişkiler Kurmak
İyi bir dinleme, ilişki kurmanın güçlü bir yoludur. Yani, hepimizin bildiği gibi, insanlarla ne kadar çok iletişime girip onların yaşam tarzlarını, değerlerini, ilgilerini anlarsak, kendimizi onlara daha yakın hissederiz. İlişki, dinleyen kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyup, dünyayı onun gözüyle görmeyi başlama ve karşılıklı anlayışıyla oluşur.


· Duyguları anlamak
İyi dinlemenin hedeflerinden biri, konuşanın duygularını tam olarak anlamaya çalışmaktır. Duyguların paylaşılması, onların yumuşamasını da sağlar. Olumsuz duygular tavan arasına atılmış eşyalara benzer. Nasıl ki, karanlıkta kalan eşyalar sürekli toz, toprak toplayıp çoğalıyorsa, açığa vurulmayan duygular da zamanla daha fazla etkili olmaya başlayıp, bireyin kafasını daha çok meşgul ederler. Olumsuz duygulardan kurtulma, bunların güneş ışığına çıkarılmasıyla mümkündür. Yani, ifade edilen duyguların (olumsuz olanların) gücü kırılır. Dahası, duygular açığa çıktığı zaman, bunların gerçek duygular olup olmadığının öğrenme fırsatı doğar.

Problem çözme işini üstlenmiş yönetici, problemi olan kişiyi onun bakış açısından dinleme ve onu dinlerken duygularını askıya almayı bilmesi gerekir. O, kendi duygularını değil, karısındakinin duygularını anlamaya çalışmalıdır.

· Kafa Karışıklığını Giderme

Genelde problemli olan kişinin kafası karışıktır.Bunlar, problemini nasıl anlatacağını tam olarak bilemezler. Bir çoğumuz bir problemimizi bir dostumuzla paylaşmak istediğimizde,” Nerden başlasam” dediğimi çok olmuştur.İşi problem çözmek olan yönetici bu durumu bilmeli ve ona uygun bir yaklaşım içerisinde bulmalıdır ki, problem sahibi kafasındakileri düzgün bir sıraya koyabilsin. Kendisinin dikkatlice dinlendiğini gören kişi ruhen ve zihnen rahatlayacak ve duygu ve düşüncelerini karşıdakinin daha rahat değerlendirmesine de imkan yaratacaktır .Bu durum, problem çözücünün işini kolaylaştıracaktır.Belki de problem sahibi,yöneticiye ihtiyaç duymadan problemini çözümlemiş olacaktır.

· Yöneticiye Yardım Etme Hakkı Verme
Problemi olan kişinin kendi problemiyle yüzleşmesi, güçlü ve yanlarını görmesi, savunmaya çekilmeden kendi sorumluluklarını kabul etmesi bekleniyorsa, bir ilgi ve güven ortamının oluşturulması gerekir. Bunun temeli de iyi dinlemedir.

İyi dinleme, yöneticinin (problem çözücünün) problemi mümkün olduğunca karşısındakinin bakış açısından anlaması demektir.Problem sahibi, böyle olduğunu anladığı zaman,alacağı yardımın karşılıklı anlayış temeline dayandığını bilir.


Dinleme Örnekleri:

Birinci Örnek :
- Ustabaşı :” Evet , geçen haftaki somunların hatalı olduğunu kabul ediyorum. Müşterilerin mektubunu ve müfettiş raporunu okudum. Gerçekten çok canım sıkıldı, ama hata benim değil. Fabrika müdürüne makinelerin yeterli olmadığını defalarca söyledim.”
- Yönetici( problem çözücü ):” Demek sorun makinelerde öyle mi? Sen ustabaşı olduğun halde, bölümünden çıkan işin sorumluluğu senin değil, çünkü fabrika müdürü seninle aynı fikirde değil”

“Sizce yönetici , ustabaşını etkin bir şekilde dinlemiş midir ?

Ustabaşının yukarıdaki konuşmasının dinleyen başka bir yönetici :

- Evet, sorununu anlıyorum. Ama senin istediğin makineleri bu sene almamız mümkün değil, bana inan, fabrika müdürü de o makineleri almak için senin kadar ısrar ediyor. Bu gerçekleşene kadar iyi bir kalite kontrolü ile yetinmek zorundayız.Yani hepimiz zaman zaman kötü somunlarla uğraşmak zorundayız.

Sizce bu yöneticinin gözden kaçırdığı bazı öğeler var mı ?

Şimdi de problem çözme beceri ve kapasitesine sahip bir yöneticinin ustabaşının aynı konuşmasını nasıl dinlediğini birlikte görelim:

“ Bu konunun hepimiz gibi seni de kaygılandırdığı anlaşılıyor.Sen sorunun makinelerde olduğunu ve şirket senin istediğin makineleri almadıkça çözülemeyeceğini düşünüyorsun.Ayrıca kendi hatan olarak görmediğin bir şey yüzünden de suçlanmak seni rahatsız ediyor, doğru anlamış mıyım” der. ?

Konuşmayı daha fazla uzatmamak için, son yöneticinin konuşmasının arkasından söz alan ustabaşının söylediklerini birlikte dinleyelim:

“ Evet, suçlanmış olmaktan rahatsız oluyorum , ama beni asıl kaygılandıran beni suçlarken gerçek sorunun göz ardı edilmesi.Bu yüzden de problem bir türlü çözülemiyor.
Sonuç olarak iyi dinleyici:
· Problemi olan kişi ile problemin çözümünü yardım edecek olan kişinin ortak bir anlayışa sahip olmasını sağlar.

· Problem çözücünün, problemi olan kişinin söylediklerini özetlemesi, problemi olan kişiye söylediklerini yeniden gözden geçirme fırsatı verir.Yani, özet ayna görevi görür. “Doğru anlamış mıyım?”İfadesi kişiyi söylediklerini gözden geçirmesine imkan verir.

· Problemle İlgili Bilgiler Toplama Ve Problemin Çözümüne Uygun Düşecek Bilgileri Seçmek Ve Düzenlemek.

Hayvanlar ve cahil kimseler bazı çözüm yolların denemeden önce ya çok az bilgi toplarlar ya da hiç toplamazlar.Kuşkusuz hepimiz,bir konu hakkında bilgimiz azsa iyi bir fikir üretebilmenin zor,bilgimiz yoksa imkansız olduğunu biliriz.İyi fikirlerin temelinde geçmiş deneyimler ve önceden edinilmiş bilgiler yatar. Hafıza tek başına iyi fikir bulmak için yeterli değildir. Gerekli bilgileri toplamadan problemi çözmeye çalışan kişi, gerekli malzemeyi almadan ev yapmaya başlayan acemi ustaya benzer. İyi bir problem çözücü, problemle ilgili bilgi toplamaya, varsa yapılmış çalışmaları tarayarak işe başlar.Çünkü, bizim çözmeye çalıştığımız problem başka tarafından çözülmüş olabilir, yada problemin çözümü için haftalar sürecek olan bilgiler birileri tarafından bulunmuş olabilir.


2.Araştırma aşaması

Neden Araştırma ?
Dinleme aşamasını araştırma aşaması izler.Bu aşmada duygu ve olgulara anlam kazandırılmaya çalışılır.Araştırma aşamasına ne zaman başlanacağı konusunu tam olarak belirlemek çok kolay değildir.Ancak, araştırma aşamasına başlamanın sinyallerini, problemi olan kişinin dinleme aşamasında, problemle ilgili olmayan şeyler söylemesi veya söylediklerini tekrar etmeye başlaması verebilir.

Genellikle problem o kadar çabuk açıklığa kavuşmaz.Duygu ve olgular yanlış bir sırayla ,karışık bir şekilde ortaya çıkar. Problem düğüm içerisinde kaybolur.”Kedinin oynadığı yün yumağı gibi, sonuca götürmeyen bir çok ipucu bulunabilir.Belki de yumağın çözülmesini sağlayacak tek bir uç vardır. Araştırma aşamasının amacı, bu doğru ucu bularak sorunun özünü ortaya çıkarmaktır. Yönetici , bu aşamada davranış kalıplarını, ortak faktörleri ve tutarsızlıkları bulmaya çalışacaktır.Sorunu olan kişiye, duruma farklı açılardan bakmayı öğrenecektir.Amaç ,neyin yanlış gittiğini ve bu durumun düzeltilmesi için neyin yapılması gerektiğini belirlemektir.

Araştırma İki Yönlü Bir Süreçtir

Problemin özünün yalnızca problem çözücünün anlaması yetmez. Aynı zamanda problemi olan kişinin de bunu anlaması gerekir.İnsanlar kendi buldukları gerçeklere başkalarından gönülsüzce öğrendikleri gerçeklerden daha büyük bir tutkuyla bağlanırlar. Bazen yönetici, akıllı olduğunu göstermek gibi bir yaklaşım içine girer . Bu yaklaşım, kişinin duygularını ifadesini güçleştirir. Doğrusu yöneticinin , kişinin bu sorunu keşfetmesi için çerçeveyi hazırlamadan ileri gitmemesidir.

Araştırma aşaması , suçla bulma operasyonuna dönüştürülmemelidir.Kusur ve suç sözcüklerine problem çözme içinde yer verilmesinin, problemin çözümüne hiçbir katkısı yoktur. Problem çözme bir “suçlama “ oyunu değil , bir “değişiklik “ yapma oyunudur.

3. Amaç belirleme

Araştırma amacının sonunda tarafların kafasında bazı amaçlar belirlenmeye başlanır. Amaçların geçekleşmesi, seçilen amaçların belli özellikler taşımasına bağlıdır. Bunlar ; somut, gerçekçi, gözlemlenebilir ve değerli olmasıdır.


Başarının önündeki engellerin dört ana başlık altında toplayabiliriz. Birincisi amaç oluşturamayacak kadar somut olmayan arzular. Amaçlarını somutlaştıramayan kişi,hedefi görmeden düşmana tarafına doğru rasgele ateş eden askere benzer.

İkincisi, niyetlerin gerçekçi olmaması durumudur. Niyetlerimizin gerçekleştirilmesi için kapasitemiz tek başın yeterli değildir, bunun için gerekli becerilere ve maddi imkanlara ihtiyacımız vardır.Bazen atacağımız adım çok büyüktür, gerçekleşmemesi
cesaretimizin kırılmasına neden olabilir.Burada önemli olan, gelecekte kazanacaklarımız için şimdi çaba göstermemizdir.Halbuki ödül ile çabanın birbirine yakın olması gerekir.
Üçüncüsü , amaçlarımızın gözlemlenebilir olmasıdır. Aksi durumda başarıyı ölçmenin yolu yoktur.

Dördüncüsü, niyetimizin değerli olmasıdır.

Şimdi bu özelliklere ilişkin birer örnek verelim.

Ahmet Bey :(Yeterince Açık olmayan amaç): “ performansını arttırmalıyım .“

Gülay Hanım(somut amaç): “bilgisayar kullanımı konusundaki eksikliklerimi gidermeliyim.”

Bir amacın somut olup olmadığı şu soru ile yoklanır: “Amaca ulaşıldığı nasıl anlaşılır?” Böylece hedefin davranışı dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği anlaşılır.

Ahmet Bey:

“ Arkadaşlarımla aramın daha iyi olmasını istiyorum.Onların benden
hoşlanmasını istiyorum”

Bu amacı somutlaştırdığımız da “Arkadaşlarım bana selam verdiklerinde, toplantılara davet ettiklerinde benden hoşlanmaya başladıklarını anlayacağım”

Gülay Hanım:
“Toplantılarda fikirlerimi ifade etmekten çekinmemek istiyorum.Toplantıda genel görüşle uzlaşmadığım zaman, bunu söyleyecek cesarete sahip olmak istiyorum.”


Ahmet Bey: “Pazartesinden itibaren,toplantılarda katılmadığım bir fikirle karşılaştığım zaman defterime bir işaret koyacağım.Eğer söz alıp kendi fikrimi söylersem, bunun yanına başka bir işaret koyacağım.Hafta sonunda işaretleri kontrol edeceğim, eğer deftere koyduğum çift işaretlerin sayısı, katılmadığım düşüncelere koyduğum işaretlerin sayısının en az üçte birinden fazlaysa kendimi başarılı sayacağım.

Gülay Hanım: “Çoğu zaman, günün sonunda ,geriye dönüp baktığımda,rutin işlerle daha fazla meşgul olduğumu,önemli işleri ise bir tarafa bıraktığımı görüyorum.Bu düzeltmek istiyorum.
Ahmet Bey : “Her akşam işten ayrılmadan önce,ertesi gün ele almayı düşündüğüm üç önemli işi not edeceğim.Ertesi gün ,herhangi bir rutin iş yapmadan öncelikle bunlarla ilgileneceğim.Akşam bunları kontrol atiğimde,en az iki tanesini bitirmişsem ,o gün kendimi başarılı sayacağım.Hedefim, her beş günden en az üçünün başarılı olması.

Gülay Hanım : “Hesaplamalarımda çok fazla hata yapıyorum.Aritmetikte daha iyi olmalıyım.”

Ahmet Bey: “ Mehmet Bey yirmi beş gün boyunca hesaplarımı kontrol etmeyi kabul etti. O, hesaplarımı kontrol edecek, yanlış yatığım hesabı düzelmek bana gönderecek. Hedefim ilk haftada içinde on hesaptan, ikinci hafta için ise yirmi hesaptan en fazla bir tanesini yanlış olacak.

Değerli amaçlar

Amacı belirledikten sonra , kendimize şu soruyu soralım:” bu gerçekten değerli mi?”
Örneğin, yukarıda hesaplamalarını elle yapan Ahmet’ in amacı, içinde bulunduğumuz çağı göz önünde bulundurduğumuzda sizce ne kadar önemlidir?

ÖZET
Sonuç olarak, sorunun açık olarak tanımlanması yani problemli kişinin sonuçta ne çözeceğinin açık seçik tanımlaması gerekir ( somutluk) , ulaşılabilecek amaçlar olmalı( gerçekçi) .çünkü bazen kişiler heyecana kapılıp gerçekçi olmayan amaçlar seçebilmektedir. Bazen de amaç geçekçi olmasına karşılık sorunu çözecek kişinin bu birikime sahip olmayabilir).davranışa dönüştürülebilen yani ölçülebilir (gözlemlenebilir) hedefler olması ve sonuçta elde edilecek şeyin gösterilen gayrete değmesi gerekir ( değerli)

* Toplanan bilgiler ışığında muhtemel çözüm yollarını belirleme


Bir problemle ilgili bilgiler elde edilirken , bunun nasıl çözüleceğine dair fikirler veya ihtimaller ortaya atılır.Bunlar hipotezler halinde formüle edilir.Bu hipotezlerden biri doğru çıkabilir.Problemler, daha önceden sahip olunan fikir ve prensipleri yeni ilişkilerin içine koyabilmek ve bunları yeni yollarda kullanmakla çözülür.

Bir plan oluşturmak ,uygun bir eylem fikrini kavramak, bir problemin çözümünde ulaşılacak ana basamaktır.Problemin çözümü için farklı araçlar ve değişik yolları denemeliyiz. Başından planımızın başarısız olma ihtimalini hesaba katmalıyız ve yedekte başka planlarımız olmalı.Yayını iki telli olsun ki biri kırıldığında, oklar elinde
Kalmasın.

Muhtemel çözümler formüle edilirken aynı zamanda çözümler değerlendirmeye tabi tutulur.Bu basmak bir bakıma yargılama ve tahmin safhasıdır. Formüle edilmekte olan çözüm tekliflerinin uygulandıkları taktirde ne gibi sonuçlar doğuracağı kestirilmeye çalışılır. Çoğu defa , yapılan değerlendirmelerin sonunda tasarlanan çözümlerin isabetli olmadığına karar verilir.Bu durumda tekrar ikinci basamağa dönülerek daha fazla bilgi veya daha fazla veri toplamaya çalışılır.
Unutulmamalıdır ki doğru çözüm daima bu bilgi ve verilerin içinde saklıdır.İkinci basmağa dönüş bir nevi deneme yanıma faaliyetidir.



* Seçilen çözüm yolunu uygulama

Bu basamak , felsefe ile bilim arasındaki temel ayrılığı işaretleyen bir basamaktır.Bir filozof hipotezlerini test etmek için laboratuara girdiğinde artık o bir bilim adamıdır.Çünkü bilimin anlamı düşünülenin test edilmesidir.Bu basmağın temel unsurları dikkatli bir biçimde tanımlanmış ve ölçülebilir bir bağımsız değişkenle ,yine ölçülebilir bir bağımlı değişkendir.
Bilimsel bir çalışmada ( problem çözmede) Bağımsız değişken araştırılır ve sonuçları da bağımlı değişkeni teşkil eder.
Belirlenen çözüm yolunun uygulamaya konulmasında acele edilmemeli, uygun
Zamanda ve plan olgunlaştığında uygulamaya konulmalıdır.


5.Destekleme

Problemi olan kişinin, esasında problemin tüm basamaklarında ,bir
uzmanın yardımına ihtiyacı vardır. Ancak, bu yardımın oranı iyi ayarlanmalıdır.Yapılacak yardımın az olması durumunda ,kişi problemin çözümünde zorlanacağından vazgeçebilir.Buna karşılık desteğin fazla olması durumunda da
problemi olan kişiye yapacak bir işi olmamasına neden olabilir.
Desteklemede göz önünde tutulacak hususlar; açıklama, gösterme,deneme, eleştirme.

* Kullanılan çözüm yollarını değerlendirme.


Bir fikrin doğruluğunu test edipte bunların sonuçundan yararlanmamak aptallık olur..Elde edilecek yeni bilgiler formüle edilip saklanırsa,tecrübeler ancak o zaman İyi bir öğretmen olur.
Eylem sonrasının değerlendirmesi şu soruların cevapları yoklanarak yapılır:“ne oldu ? ” , “ niçin oldu ? “ ve “ bu konuda ne yapmalıydık ?”

Değerlendirmenin amacı yanlışlar üzerinde durmak değil; yapılan işlerden ders çıkarmak olmalıdır. Yani değerlendirme bir eleştiri değildir.Eleştiri de sadece başarı ve başarısızlık değerlendirilirken, bir faaliyetin değerlendirmesi bunda daha geniş bir şeydir.
Bu aşama, bir çok kimsenin çoğu durumlarda en az faydalandığı aşamadır.Halbuki, bir problemin çözülmesinin öğretiminin iki temel amacı vardır: bunlardan birincisi mevcut belirsizliği ortadan kaldırmak, ikincisi ise problemin çözümündeki kazanımlarımızı , başka problemlerin çözümünde kullanmaktır.

KAYNAKÇA

Polya, G. (1945). Nasıl Çözmeli? Çev: F. Halatçı.İstanbul: Sistem yayıncılık.
Arık, A. (1987). Yaratıcılık Ankara. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Bedoyere, Q.( 1997). Sorun Çözme Teknikleri, (İkinci Basım). Çev: D. Şahinler. İstanbul : Rota yayıncılık.
H. Weıss, D.(1993) Problem Çözümünde Yaratıcılık.Çev: D. Şahinler. İstanbul : Rota yayıncılık.
Fisher, R. Teaching Children to Think.(twice published) in 1990. Basil Blackwell Ltd. United Kingdom.
Altun, M. Matematik Öğretimi (1997) Bursa : Alfa Yayıncılık,.
Bingham,A.Çocuklarda Problem Çözme Yeteneklerinin Geliştirilmesi( 1958).Çev:

Ferhan Oğuzhan,İstanbul, Milli Eğitim Basımevi.
R. Sullivan, G. ve V, Harper, M.(1997) Umut Bir Yöntem Olamaz,Çev: Ayşe Bilge Dicleli. İstanbul: Boyner Yayınları.

Güncel Makalaler

Anketler

Gıda sektöründe veteriner hekimler olmasi gerektiği yerde midir?

Ziyaret İstatiskleri

mod_vvisit_counterBugün54
mod_vvisit_counterDün171
mod_vvisit_counterBu Hafta654
mod_vvisit_counterGeçen Hafta922
mod_vvisit_counterBu Ay4053
mod_vvisit_counterGeçen Ay4172
mod_vvisit_counterToplam37862