Organizmanın İsyanı; Gıda Allerjisi
Günlük
hayatta yediğimiz, içtiğimiz gıdalardan gelen zararlar o kadar çok ve
değişiktir ki, her biri ayrı ayrı anlatılmaya değer. İşte bunlardan bir
tanesi; “Gıda Alerjisi”.
Nedir? Belirtileri nelerdir?
Modern hayatın şehirli tipi insanlarının daha çok muzdarip olduğu bir alerji çeşididir besin alerjileri. Doğal hayattan uzaklaşmanın küçük, ama yaygın bir faturası. Hem de genlerle gelecek nesillere dahi aktarılabilen nahoş bir rahatsızlık ve hatta tehlikeli sayılabilecek bir hastalık hali. Vücudun mekanik dünyaya açık bir tepkisi. Belki de isyanı.
Bu tepkiyi bazen bir burun akıntısı, bazen astımdaki solunum zorluğu ile gösterir vücudumuz. Bazen de deride döküntüler, kaşıntı ve kızartılarla, mide bulantıları, ishal ve karın ağrıları ile dikkati çeker. Anjiyo ödem, anafilaktik şok, şuur kaybı en ağır tablolarıdır besin alerjilerinin.
Besinler nasıl alerji yapar?
Besin alerjileri 4 grupta toplanabilen tüm alerjik reaksiyonlar içerisinde Tip I ve Tip IV’ ün içinde yer alır. 1. gruptaki alerjiler yabancı protein moleküllerine karşı gösterilen reaksiyonlardır. Bu tip reaksiyondan kısa bir süre sonra (birkaç dakika veya saat) meydana gelir ve hızlı seyrederler. Bu reaksiyonlar yabancı alerjik madde ile vücudumuzun koruyucu maddelerinden immunglobulin arasıdaki savaş sonucunda ortaya çıkan histamin vb. maddeler tarafından oluşturulur. Tip IV’e giren alerjiler ise gıda tüketiminden 6–24 saat gibi oldukça uzun bir süre sonra meydana gelen aşırı duyarlılık reaksiyonlardır.
Hangi gıdalar etkili? Kimler hassas?
Günlük hayatımıza girmiş çok çeşitli gıda maddeleri vardır ki, alerjen özellik taşırlar. En önemlileri de yumurta, kuruyemiş, kabuklu su ürünleri, süt, balık, soya fasulyesi, çikolata, buğdaydır. Denilebilir ki, hepimizin gıdası süt nevi alerjiye neden oluyor.
Aslında süt çok değerli ve en masum gıdalardan bir tanesidir. Ancak, % 4,5 oranında taşıdığı laktoz adını verdiğimiz “Süt şekeri” bazı hassas kimselerin sindirim sisteminde emilemediği için rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Toplumlarda alerjik reaksiyonların görülme sıklığı en fazla %1 olarak tahmin ediliyor. Etkilenenler arasında da çocuklarımız başta geliyor maalesef. Alerjilerin yaşla beraber azaldığı ve hatta kaybolduğu gözlenmektedir. Bunda bağışıklık sisteminin zamanla gelişmesi önemli rol oynuyor. Bu nedenle bebeklerin en az 6–12 ay süreyle anne sütü ile beslenmeleri ısrarla tavsiye ediliyor. Tavsiye etmek kolayda, çalışan annelerin bunu uygulayabilmeleri kolay olmasa gerek. Zaten şehirli “Apartman çocuklarının” çilesi daha doğarken başlamıyor mu?
Prof. Dr. Özer ERGÜN
Forum Mesajları
Anketler
Gıda sektöründe veteriner hekimler olmasi gerektiği yerde midir?
Ziyaret İstatiskleri
![]() | Bugün | 25 |
![]() | Dün | 131 |
![]() | Bu Hafta | 475 |
![]() | Geçen Hafta | 1028 |
![]() | Bu Ay | 1503 |
![]() | Geçen Ay | 3734 |
![]() | Toplam | 16522 |









